11 Mayıs 2021 Salı

Rasit Tunca Canlı Yayını "israfilin Elindeki Sur Nedir? - israfil ve Rafael Farklımıdır?"

 




 

Geri Dönüş ve Rasit Tunca Canlı Yayını
BU HAFTANIN VAAZI
"israfilin Elindeki Sur Nedir? - israfil  ve Rafael Farklımıdır?"
9 Mayıs 2021
V090520211658

Bir ilişkiden beklenen 10 şey!

 


 Bir ilişkiden beklenen 10 şey!

Kadınlar ve erkekler bir ilişkiden ne bekler? Posta yazarı Mehmet Coşkundeniz bir kadının ve bir erkeğin sevgilisinden beklediği 10 şeyi yazdı...

1- Saygı ve nezaket

Bir kadın öncelikle bir insan, bir birey olduğu için sizden saygı bekler. Daha sonra da bir kadına göstermeniz gereken asgari nezaketi bekler. Ona kapıyı açmanızın, koltuğunu çekmenizin, bir şey isterken lütfen demenizin erkekliğinizden bir şey götürmeyeceğini bilin lütfen.

2- Özel olduğunu hissetmek

Sevgiliyseniz, o kadın sizin için dünyadaki en özel insandır. Öyleyse bunu ona hissettirmelisiniz. Başkalarına davrandığınız gibi davranamazsınız. Klişe sözcükleri bırakın, ona özel sözcükler bulun.

3- Dürüst davranmak

Ne olursa olsun, hangi koşulda olursa olsun yalan söylemeyin. Bu yalanlar kadının dünyasında gerçekten onarılmaz yaralara neden oluyor. Evet, affetmiş gibi görünüyorlar ama bunu içlerinde mutlaka biriktiriyorlar. İyisi mi en kötü koşulda dahi dürüst olun. O zaman siz de saygı kazanırsınız.

4- İlgi ve sorumluluk

Kadınların en çok yakındığı şey, ilgisiz ve ilişki sorumluluğunu taşıyamayan erkekler. Hem bu atla deve değil ki! Bu arada kadınların ilgiden kasıtları günde 3-5 mesaj atıp “Seni seviyorum” yazmak değil. Seviyorsanız, ilişkinin sorumluluğunu taşıyın ve bunu ona gösterin.

5- Kaçak oynamamak

Sevgiliyseniz, sevgilisinizdir. Bir gün öyle, bir gün böyle davranmayın. İlişkinizin arkasında durun ve bunu birlikte olduğunuz kadına gösterin. Bir hafta telefon, mesaj yağmuruna tuttuktan sonra birden “Çok işim var seni arayamıyorum” noktasına gelmeyin.

6- Birlikte eğlenebilmek

Bir yemekte, bir kulüpte, bir sinemada, hatta evde birlikte eğlenmek kadar güzel bir şey yoktur. Siz eğlenceden sadece kendi arkadaşlarınızla dışarı çıkmayı anlıyorsanız bir ilişkiyi yürütmeniz imkansızdır. O sizin sevgiliniz ve birlikte eğlenmelisiniz.

7- Bencil olmamak

Siz iki kişisiniz, bir adım atarken artık iki kişilik düşünmelisiniz. Tek başına kararlar alıp ona dikte etmemelisiniz.

8- Küçük hediyeler

Bir hediye almak için ille özel bir günü beklemeniz çok yanlış. Onunla buluşmaya giderken alacağınız küçücük bir şey, belki bir kitap, bir müzik albümü, kendisini değerli hissetmesini sağlayacaktır. Üstelik siz de böylece ona verdiğiniz önemi göstermiş olacaksınız.

9- Takdir edilmek

Sadece siz çalışmıyorsunuz. Ya da sadece siz okumuyorsunuz. Onun başarılarını da takdir etmelisiniz. Hele hele zorlu bir işe girişirken onu mutlaka cesaretlendirmelisiniz. Bu zorlu işi başardığında ondan “Sen olmasaydın yapamazdım” sözünü duymak kadar mutlu edici bir şey var mı hayatta?

10- Dinlenilmek

Kadınların en büyük şikayeti sevgililerinin kendilerini dinlemediği yönündedir. Bir şey anlattıklarında ilginizi başka yere savurmayın. Onu dinleyin, sözlerine katılın, yorum yapın. Bu paylaşıma kadınların ihtiyacı vardır. Evet, siz de anlatın. Aranızdaki iletişimi diri tutmanın yoludur bu.

Konuşma Sanatı - Nasıl Güzel Konuşuruz…?


Konuşma Sanatı - Nasıl Güzel Konuşuruz…?

Varlığımızı kanıtlamada, dış dünya ile bağlantımızı kurmada konuşmanın bize sunduğu olanaklardan yararlanırız Acaba bu olanakları gerektiği gibi kullanabiliyor muyuz? Nasıl konuşuyoruz? Konuşma güçlüğü çekiyor muyuz?

Konuşma güçlüğü çekip çekmediğimizi, düşünce ve duygularımızı rahatça anlatıp anlatamadığımızı, karşımızdakilerle doğal bir iletişim kurup kuramadığımızı anlayabiliriz Konuşurken hangi türden yanlışlıklar yapıyoruz? Söylemek istediklerimizi tam verebiliyor muyuz?

Konuşma sırasında yaptığımız yanlışların ayrımına varamayız Bunları ancak karşımızdakiler, bizleri dinleyenler bilebilir Belki amacımızı tam karşılayacak uygun sözcükleri seçemiyor, aşınmış kullanımdan düşmüş sözcükler seçiyoruz Belki el, kol, yüz hareketlerimizi bedensel davranışlarımızı konuşmanın akışına uyduramıyoruz

Hiç birimizin konuşması tıpatıp birbirine benzemez Çünkü düşünsel ve dilsel yetkinleşmemiz tam bir özdeşlik göstermez Bunda yetiştiğimiz, içinde bulunduğumuz toplumsal ortamın da payı büyüktür

Konuşma güçlüğü çekiyor muyuz? Aşağıdaki sorular, bunu anlamamızda bir ölçüde yardımcı olabilir:

Söylediklerimi karşımdakiler kolayca anlayabiliyor mu?

Düşüncelerimi açık ve etkili bir biçimde belirtebiliyor muyum?

Sözcükleri söylerken kolayca anlayabiliyor mu?

Sesimi, duygu ve düşüncelerimi besleyecek, zenginleştirecek bir yönde kullanabiliyor muyum?

Tekdüze mi, yoksa canlı ve hareketli bir biçimde mi konuşuyorum?

Konuşurken bakışlarımı beni dinleyenlere yöneltiyor muyum?

El ve yüz hareketlerimi kullanırken bir takım yapmacık durumlara düşüyor muyum?

GÜZEL ve ETKİLİ KONUŞMA

İletişim alanındaki büyük gelişmelere karşın yine de insanoğlunun çevresindekilerle anlaşmasını sağlayan en etkili araç, onun konuşma yetkisidir Birçok etkinliğe konuşma düzleminde katılırız Düşündüklerimizi, tasarladıklarımızı, özlemlerimizi, kinimizi, öfkemizi biçimlendirip yansıtmada başlıca aracımız olmuştur konuşma

Güzel ve Etkili Konuşmanın İlkeleri Nelerdir

    İyi Bir Konuşma, Yıkıcı Değil, Yapıcıdır: Yapıcı konuşma, dinleyicilerin inançlarını, değer yargılarını, düşüncelerini olumlu bir yönde değiştirmeyi amaçlar
    İyi Bir Konuşma, İlginç ve Değerli Konuları Kapsar
    İyi Bir Konuşma, Konuşmacının Kişiliği İle Bütünleşir
    İyi Bir Konuşma, Belli Bir Amaca Yönelir
    İyi Bir Konuşma, Konuşmayı Etkileyen Etkenleri Çözümleyerek Oluşur
    İyi Bir Konuşma, Sağlam Bir Konuşma Yöntemi Üzerine Kurulur: Genellikle konuşmalarda dört ana amaç ve bu amaçlara yönelik dört ana yöntem vardır Tartışma, savunma, öğretme ve duygulandırma
    İyi Bir Konuşma, Dinleyicilerin İlgi ve Dikkatini Toplar

Konuşmamızın Türü

Konuşmamızın türü; ister özel, karşılıklı, dertleşme ve söyleşme niteliğinde olsun, ister halk önünde ya da bir topluluk karşısında konuşma olsun, güzel ve etkili bir konuşma yapabilmek için konuşmayı etkileyen etkenleri tanımalıyız

Dinleyicilerimizi Tanıyor muyuz?

Her konuşma, bir konuşma, bir kimseye bir şey hakkında bir şey söyleme işidir Dinleyicimiz olan kişi ya da kişiler kimlerdir? Tanıyor muyuz onları? Konuştuğumuz kişiler her günlü çevremizdense, arkadaşlarımızı, eş dostlarımızsa onlar hakkında bir görüşümüz vardır

Dinleyicilerimizin Yaş Durumu

İnsanların ilgi ve gereksinimleri yaşlara göre değişir Kuşkusuz insan ilgileri kişiden kişiye göre değişir Yaş, bu ilgilerin değişiminde önemli bir etkendir

Dinleyicilerimizin Cinsiyet Durumu

Dinleyicilerimizin Sayısal Durumu

Bireysel düşünüş ve duyuşun yerini toplumsal düşünüş, toplumsal duyuş alır Bu bakımdan küçük bir grubu coşkulandırmak, duygularını kamçılamak, büyük bir topluluğa oranla daha güçtür

Dinleyicilerimizin İş ve Uğraş Durumu

İnsanların ilişkileri, ilgileri, ekonomik durumları, davranışları üzerinde işlerinin ve uğraşlarının büyük payı vardır

Hangi Ortamda Konuşacağız

Toplantının Niteliği

Yapacağımız konuşmanın özelliğini, genellikle toplantının amacını belirler

Konuşmanın Yeri

Kapalı bir yerde mi, açık havada mı, ses düzeni var mı?

Toplantının Programı

Bizi dinleyenler üzerinde belirli bir etki yaratabilmemiz, toplantının programını, bu program içindeki yerimizi iyi değerlendirmemize bağlıdır Toplantının amacı açısından bizim katkımız ne olacaktır, bunu açık seçik öğrenmeliyiz

Toplantının Süresi

Konuşmacıların en büyük eksikliği, süreyi iyi ayarlayamamalarıdır

İyi Bir Konuşmacının Niteliklerini Taşıyor muyuz?

a) Sorumluluk Duygusu
b) Sağlam Bir Kişilik
c) Düşünsel Yetkinlik

Öncelikle üzerinde konuşacağı konu üzerinde düşünsel bir yetkinliğe kavuşmuş olmalıdır

Konuşma Yönteminde Ustalık

Her konuşma, özellikle halk ya da belli bir topluluk önünde yapılan konuşmalar, belirli aşamalardan geçerek hazırlanır

KONUŞMAYI ETKİLEYEN ETMENLER?

Konuşmamızın Türü

Konuşmamızın türü; ister özel, karşılıklı, dertleşme ve söyleşme niteliğinde olsun, ister halk önünde ya da bir topluluk karşısında konuşma olsun, güzel ve etkili bir konuşma yapabilmek için konuşmayı etkileyen etkenleri tanımalıyız

Dinleyicilerimizi Tanıyor muyuz?

Her konuşma, bir konuşma, bir kimseye bir şey hakkında bir şey söyleme işidir Dinleyicimiz olan kişi ya da kişiler kimlerdir? Tanıyor muyuz onları? Konuştuğumuz kişiler her günlü çevremizdense, arkadaşlarımızı, eş dostlarımızsa onlar hakkında bir görüşümüz vardır

Dinleyicilerimizin Yaş Durumu

İnsanların ilgi ve gereksinimleri yaşlara göre değişir Kuşkusuz insan ilgileri kişiden kişiye göre değişir Yaş, bu ilgilerin değişiminde önemli bir etkendir

Dinleyicilerimizin Cinsiyet Durumu

Dinleyicilerimizin Sayısal Durumu

Bireysel düşünüş ve duyuşun yerini toplumsal düşünüş, toplumsal duyuş alır Bu bakımdan küçük bir grubu coşkulandırmak, duygularını kamçılamak, büyük bir topluluğa oranla daha güçtür

Dinleyicilerimizin İş ve Uğraş Durumu

İnsanların ilişkileri, ilgileri, ekonomik durumları, davranışları üzerinde işlerinin ve uğraşlarının büyük payı vardır

Hangi Ortamda Konuşacağız

Toplantının Niteliği

Yapacağımız konuşmanın özelliğini, genellikle toplantının amacını belirler

Konuşmanın Yeri

Kapalı bir yerde mi, açık havada mı, ses düzeni var mı?

Toplantının Programı

Bizi dinleyenler üzerinde belirli bir etki yaratabilmemiz, toplantının programını, bu program içindeki yerimizi iyi değerlendirmemize bağlıdır Toplantının amacı açısından bizim katkımız ne olacaktır, bunu açık seçik öğrenmeliyiz

Toplantının Süresi

Konuşmacıların en büyük eksikliği, süreyi iyi ayarlayamamalarıdır

İyi Bir Konuşmacının Niteliklerini Taşıyor muyuz?

    Sorumluluk Duygusu
    Sağlam Bir Kişilik
    Düşünsel Yetkinlik



Öncelikle üzerinde konuşacağı konu üzerinde düşünsel bir yetkinliğe kavuşmuş olmalıdır
Konuşma Yönteminde Ustalık

Her konuşma, özellikle halk ya da belli bir topluluk önünde yapılan konuşmalar, belirli aşamalardan geçerek hazırlanır

KONUŞMANIN DOKUSU VE ÖRÜNTÜSÜ

Sesimizi Amacımıza Göre Kullanabiliyor muyuz?

Söz götürmez bir gerçektir ki konuşmacının sesi işitilmezse, dinleyiciler konuşmacıyı duymazsa iletişim olmaz
Tatlılık

Esneklik: Sesimize esneklik kazandırma, önemli noktalardan biridir Bir konuşma aynı ses tonuyla başlayıp bitmez; yapısına göre, duygu ve düşüncelerin değişimine göre, sesin de değişimini zorunlu kılar

Canlılık: Canlı bir ses, dinleyicilerin ilgisini dağıtmaz, düşünce ve duyguların dinleyicilere tam olarak iletimini sağlar

Akıcılık: Sözcüklerin yumuşak bir biçimde, birbirleriyle uyumlanarak söyleniş durumudur akıcılık

Açıklık: Açıklığın sağlanması, özellikle seslerin ve hecelerin birbirine tam olarak ulanmasına bağlıdır

Sözcük ve Cümlelerin Hakkını Verebiliyor muyuz?

Sözcük Vurgusu: Sözcüklerde vurgu, genellikle son hecede bulunur

Cümle Vurgusu: Cümle içersinde anlamca önemli olan sözcüğü vurguyla belirtiriz Buna cümle vurgusu denir

Şiddet Vurgusu: Konuşmada ve sesli okumalarda söze daha çok güç vermek için, dinleyicilerin dikkatlerini kamçılamak için cümledeki kimi sözcükleri özellikle vurgularız Buna şiddet vurgusu denir

HAZIRLIKLI VE HAZIRLIKSIZ KONUŞMA

Günlük konuşmalarımızın büyük bir bölümü özel bir hazırlık yapılmasını gerektirmez Arkadaşlarımızla dertleşirken, eş-dost toplantılarında söyleşirken, önceden bir hazırlık yapmayız

Belirli bir konuda, belirli bir amaç için, bir topluluk ya da halk önünde konuşacaksak hazırlık yapmamız gerekir Konuşmacı, hazırlıklı değilse ıkınır-sıkınır, kekeler, bir şeyler söylemek için ter döker, ya da işi ağız kalabalığına getirir, makineli tüfek gibi asılsız sözcükleri ateşler, üst üste yığar

Doğallığın Sınırını Aşıyor muyuz?

Yapaylaşan, doğallıktan uzaklaşan her şey çirkinleşir

Dinleyicinin Tepkisini İzleyebiliyor muyuz?

Bir konuşmacı, ister hazırlıklı, ister hazırlıksız doğaçlama konuşsun, dinleyicilerin tepkisini bilmelidir Söylediklerim ilgiyle dinleniyor mu? Bakışları bende yoğunlaşıyor mu? Bizi dinleyenlerin tepkilerine göre yönlendirmeliyiz konuşmalarımızı Dinleyicilerimiz esniyorlarsa bize değil başka yöne ve yere bakıyorlarsa, oturdukları yerde sürekli oturuş biçimini değiştiriyor, kıpırdıyorlarsa belli ki ilgiyle bizi dinlemiyorlar

KONUMUZU SEÇME

Güzel ve etkili bir konuşmanın ilk koşulu, konuşma konumuzu iyi seçmektir Günlük konuşmalarımızda böyle bir seçme söz konusu değildir Konuşacağımız konuyu biz değil, konu bizi seçer Alışverişlerde, arkadaşlarımızla dertleşmelerde, özel konuşmalarımızda konularımız, yaşadığımız günlerin getirdikleridir Bir topluluk önünde, belli bir amaç için konuşacaksak iş değişir

Konumuzu Nasıl Seçeriz?

Eğer üzerinde konuşacağımız konu, toplantıyı düzenleyenlerce bize verilmişse bu soruya gerek yok Konu bize verilmemiş de seçme işi bize bırakılmışsa düşünürüz Konumuzu nereden, nasıl seçeceğiz?

Yaşantı ve Deneyimlerimiz

İnsanın yaşantı ve deneyimlerini oluşturan etkenlerin başında daha önce de söylediğimiz gibi çevresi gelir Yaşantı ve deneyimlerimizin bir bölümü de uğraşımızla ilgilidir

Özel İlgilerimiz

Özel ilgilerimizden de değişik konuşma konuları çıkarabiliriz Kendi ilgilerimizle onların ilgileri arasındaki bağlantıyı düşünerek seçmeliyiz konumuzu

Okuduklarımız ve Dinlediklerimiz

Konuşma konularımızı bulmada, seçmede kaynaklarımızdan biri de okuma ve dinlemedir Dergiler, gazeteler, araştırma ve incelemeler, romanlar, öyküler bize birçok yeni konunun ipuçlarını verebilir Aynı durum, dinleme için de geçerlidir Radyoda, televizyonda, açıkoturumlarda, panel ve masabaşı taştışmalarında dinlediklerimiz de yeni konu çağrışımlarına götürebilir bizi

Dış Dünyamız

Konuşma konularımızı seçmede temel kaynağımız kuşkusuz dış dünyamızdır Bizi kuşatan çevreyi, olayları, olguları, görme, işitme, okuma ve dinleme yoluyla kavrarız

Konu Alanlarını Tanıyor muyuz?

Kendimiz için olduğu kadar başkaları için de ilgi çekici, üzerinde rahatça konuşabileceğimiz konuları bulup seçme, başarılı bir konuşma metni hazırlamanın ilk koşuludur

Seçtiğimiz Konuyu Sorularla Değerlendirebiliyor muyuz?

Seçtiğimiz bir konu üzerinde hazırlığa başlamadan önce, konumuzu değişik açılardan bir tartıya vurmamız gerekir Konumuzu sınırlandırmaktır Belli bir amaç doğrultusunda, belli bir yönden ele almak demektir

AMACIMIZI BELİRLEME

Her konuşma belli bir amaca yönelik olmalıdır Amaçsız bir konuşma olmaz

Niçin Konuşuruz?

Önce de dediğimiz gibi bizi konuşmaya iten ya da zorlayan kimi etkenler vardır Bazen karşımızdakine kendi inanç ve düşüncelerimizi aşılamak, onun davranışlarının, düşüncelerinin kendimizinki doğrultusunda olmasını isteriz Hakkımızı aramak, kendimizi savunmak, bir topluluk içinde varlığımızı kanıtlamak isteriz

Özel Bir Amacımız Var mı?

Her konuşmada, konuşmanın dokusunu yönlendiren belirli bir amaç vardır İlk bakışta her konuşmanın kendine özgü bir amacı olduğunu görürüz

Öğretme ve Bilgilendirme

Kimi konuşmalarımızda öğretme amacı ağır basar Öğretici amaçla yapılan konuşmaların türlü biçimleri vardır

Dersler ve Konferanslar

Bu tür konuşmaların başında gelir

Sözlü Raporlar

Öğretici nitelikli konuşmalardandır Bu şirket ya da kuruluşun yönetmeni, şirketin ya da haftalık, aylık durumuyla ilgili olarak sorumlulara sözlü rapor verir

SÖYLEYECEKLERİMİZİ SAPTAMA


Hangi Kaynaklardan Nasıl Yararlanacağız

Düşünerek

Gözlemleyerek

Gözlemleme, olaylara, olgulara, durumlara, varlıklara alıcı gözle bakma işidir Görülenlerin belli bir amaç doğrultusunda ayrımlanması, yorumlanması, değerlendirilmesi işidir Gözlemleme yoluyla elde ettiğimiz bilgiler, birinci eldendir Bu yönden de ayrı bir önem taşır Düşünerek bulduğumuz bilgi ve veriler gibi bu yolla bulduklarımızı da saptamalıyız

Başkalarıyla İletişim Kurarak

Yakın çevremizin dışında bulunan uzmanlaşmış kişilerden yararlanırız Başkalarıyla iletişim kurma, konuşma konularımız için bilgi toplamada önemli yollardan biridir Bu yoldan da şu üç yöntemle yararlanabiliriz;

1. Konuşma ve Tartışma

Seçtiğimiz konuşma üzerinde başkalarıyla konuşma, tartışma, konumuzla ilgili olarak ilginç ve taze bilgiler bulmamıza olanak sağlar

2. Görüşmeler

Konuşma konumuzla ilgili, çevremizde bir uzman ya da yetkili bir kişi varsa, onunla görüşme olanağı aramalıyız Görüşmeden önce kendimizi konu üzerinde iyice hazırlamalıyız Görüşme yapacağımız kişinin durumunu, yetişimini, özel uzmanlık alanını tanımalıyız Görüşme günümüzün yerini, saatini, konusunu önceden kararlaştırmalıyız Sorularımızı, konumuz ve amacımız doğrultusunda önceden düzenlemeliyiz Görüştüğümüz kişiyi dostça bir davranış içinde saygıyla dinlemeliyiz Görüşmeyi belirli bir zaman dilimine sığdırmalıyız

3. Mektuplaşmalar

Üzerinde konuşacağımız konuyla ilgili uzman kişi yakın çevremizde yoksa, telefonla da görüşemezsek, mektuplaşma yoluyla bilgi toplayabiliriz

Okuyarak

Konuşacağımız konu üzerinde bilgi toplamanın bir yolu da, yazılı kaynaklara başvurmaktır Konumuzla ilgili eskiden okuduğumuz belli bir kitap varsa ya da gazete ve dergide bir yazı okumuşsak onu bulmamız gerekir

SÖYLEYECEKLERİMİZİ PLANLAMA VE YAZILAŞTIRMA

Konumuzu seçtik, amacımızı belirledik, konumuz ve amacımızla ilgili olarak bilgileri de topladık, konuşmamızı sayabilir miyiz? Konuyu seçmek, amacı belirlemek, bu amaç için gerekli bilgi verileri devşirip toplamak, yetmez Bunları belirli bir düşünsel düzen, yani plân içinde ele almak gerekir

Nasıl Bir Sıra İzleyeceğiz?

Konuşmamızda söyleyeceklerimizi belli bir sırayla vermezsek, dinleyicilerimiz rahatlıkla bizi izleyemez Bu yönden neyi, nerede söyleyeceğimizi bilmek zorundayız

Plânlarımızı yaparken şu noktalara özellikle uymalıyız:

    Belirtmek istediğimiz her noktayı özlü ve açık cümleler ya da sözcük öbekleri halinde biçimlendirmeliyiz
    Plânımızda yer alan noktalar, birbirinin yinelemesi niteliğinde olmamalıdır
    Her nokta konuşmamızın temel amacıyla ilgili olmalı ya da birbirini bütünleyen, açıklayıp geliştiren nitelikte olmalıdır
    Her bölüm için uygun ana başlıklar seçilmelidir

KONUŞMANIN SUNULUŞU

Hangi Sunuş Biçimini Yeğleyelim?

Hazırladığımız bir konuşma metnini dinleyicilerimize sunmanın değişik biçimleri vardır Konuşmanın süresi, dinleyicilerin durumu, konuşmayı yapacağımız fiziksel ortam gibi etkenleri göz önünde tutarak, bu sunuş biçimlerinden birini yeğleriz

Ezberleme

Konuşma alanında yeterince alışkanlık, bilgi ve deneyim kazanmamış kişiler, bu yolu seçerler

Okuma

Bir konuşmanın metnini dinleyicilere sunmanın yaygın biçimlerinden biri de okumadır Kâğıt üzerindeki harflere, sözcüklere, noktalama işaretlerine bir kişilik kazandırmadır Bu yönden burada iyi bir sesli okumanın da niteliklerine değinmek yararlı olacaktır

Doğal ve Bağımsız Sunma

Konuşmacı, kesin ve değişmez çizgilerle sınırlandırmaz kendini İçinden geldiği gibi doğal bir biçimde konuşur Doğal ve bağımsız sunma, önceden hazırladığımız metni bir yana ama ya da onu yok sayma anlamına gelmez

Konuşma Hızımız Nasıl Olmalı?

Hangi sunuş biçimini yeğlersek yeğleyelim, konuşma hızımızı iyi ayarlamamız gerekir Çevremizdeki kişilere dikkat edin, kimileri çok hızlı, kimileri de çok yavaş konuştukları için, konuşmaları anlaşılmaz Konuşma hızı, buna bağlı olarak zaman etkeni, tartım, konuşma başarımızı etkileyen etkenler arasında önemli bir yer tutar Konuşma hızının dakikada 125-175 sözcük olması gerektiğini söylüyorlar Konuşma hızımız büyük ölçüde heceleri oluşturan seslerin, yani ünlülerin ses değeri ile suskuya bağlıdır

Konuşma Provasına Neden Gerek Var?

Her başarı ve beceri bir ön hazırlığı gerektirir Karşımızdakilerle yüz yüzeyizdir, aramızda bir sessizlik duvarı yoktur Sesimizi kullanma, bedensel davranışlarımızı düzenleme, konuşmayı belirli bir düşünce doğrultusunda, belirli amaca yöneltme gibi kaygılar çekmeyiz

Bedensel Edimlerimiz Nasıl Olmalıdır?

Dinleyicilerimizin karşısına çıktığımız anda onlarla iletişimsel bir süreç içersine girmiş oluruz Bedensel her edim, sözcüklerin anlamını pekiştirdiği gibi, anlam taşımaya yarar

Bakış

Bakışlarımızı sürekli olarak bizi dinleyenlere yöneltmeliyiz Büyük bir dinleyici topluluğu önünde yapıyorsak, konuşmamızı, herkese bakıyor izlenimini uyandırmalıyız

Yüzsel Anlatım

Konuşmamız süresince yüzümüz düşünce ve duygularımızı yansıtacak bir anlatım içinde olmalıdır Konuşmamızın duygu ve düşünce örüntüsüyle yüzümüzün anlatımı arasında ortak bir uyum olmalıdır

Duruş

Etkili bir sunuşta, dinleyicilerimizin karşısındaki yerimizin, daha doğrusu duruşumuzun da önemli bir yeri vardır Tek bir doğru duruş biçimi yoktur Bize en rahat gelen, kendimizi dinleyicilerimiz karşısında rahat bulduğumuz biçimdir doğru duruş biçimi

Jest ve Mimikler

El, kol, baş, omuz ve yüz çizgilerimizin hareketleridir jest ve mimikler Bu hareketler doğal bir biçimde yapılırsa, konuşmamız canlılık kazanır, sözcükler ve cümleler renklenir Düşünce ve duyguların vurgulanması, başımızın omuzlarımızın hareketleriyle de sağlanabilir
KONUŞMA TÜRLERİ

Günlük Konuşmalar

Evde, yolda, sokakta, okulda, işyerinde, kahvede ve parkta, kısaca günlük yaşamın her kesiminde arkadaşlarımızla, çevremizdekilerle rastlaşır, merhabalaşır, selamlaşıp esenleşerek şuradan buradan konuşuruz Bu konuşma, öteki konuşma biçimlerine göre yaşamımızda daha çok yer tutar Gelişigüzel konuşma ya da söyleşmelerde dinletebilmek için dinlemesini bilmeliyiz Karşımızdakine saygı ile davranmalı, içten olmalıyız Bu tür konuşmaları ballandıran bu içtenliktir

İçtenliğin yanı sıra şu noktaları da aklımızda tutmalıyız:

a) Konuşurken kendimizden çok söz etmemeli, “ben şöyleyim, ben böyleyim” gibisinden övünmeye gitmemeliyiz
b) Hep kendimiz konuşmamalı, karşımızdakine de konuşma olanağı vermeliyiz
c) Karşımızdakinin sözünü ağzından almamalı, konuşmasını kesmemeliyiz
d) Çevremizdekileri ya da karşımızdakini inciltici, kaba, argo sözcük ve deyimleri kullanmaktan kaçınmalıyız
e) Sesimizi, ses tonumuzu iyi ayarlamalı, bangır bangır, konuşmaktan çekinmeliyiz

Kaynak: Emin ÖZDEMİR, Güzel ve Etkili Konuşma Sanatı. Remzi Kitabevi.

10 Mayıs 2021 Pazartesi

Cin Mescidi'nin Yapılma Sebebi olan Bir Cin Taifesinin Peygamberi Alıp Gitmesi Olayı

 


Cin Mescidi Meselesi ve Peygamberimizin Sekaleyn Peygamber Olması Makalesi

Selamünaleyküm
Bugün 27 Ramazan 1442
Miladi 9 Mayıs 2021 öğlen namazı vakti
Bu makalemiz, peygamberimizin "Sekaleyn Peygamber" , Yani hem cinlerin hem de insanların peygamberi olması meselesi, ve "Cin Mescidi" hakkında biraz bilgi konusunda olacak.

Peygamberimizin birinci eşi olan Hazreti Hatice Annemiz Mekke'de "Cennetil Mualla" denilen kabristanda yatmaktadır. Cennetil Mualla, Kabe'nin arka tarafından gidildiğinde, şehrin arka bir yerindedir.
Hatice Annemizin vefatını, ben internette aradığımda, Miladi 620 yılında vefat ettiği söyleniyor, hesap edebildiğim kadarıyla, hicretten 10 sene önce vefat etmiş gibi görünüyor, Çünkü kabristanı Mekke'de. Eğer hicretten sonra vefat etmiş olsaydı, kabristanı Mekke'de olmaz Medine'de olurdu, Hatice annemizin. işte Peygamberimizin, Hatice annemizi kabrinde ziyarete, cennet-ül Mualla ya, yani Mualla kabristanına ziyaretlerinin birisinde,  ashabından birisi de yanındaymış, şu anki Cin Mescidi denilen mevkiye geldiklerinde, Cin taifesinden bir taife, Peygamberimizi orada tutmuşlar, O'nunla Cin suresinde geçen olay meydana gelmiş, ve onlar uzun süredir bir doğru söz, Hak söz aradıklarını, ve O'nu da (Haksözü) Peygamberimizin Kur'an okuyuşunda bulduklarını, ve kendilerinin de bir peygambere rehbere ihtiyaçlarının olduğunu, onlara da inmiş olan kur'an-ı Kerim'i ve İslam'ı tebliğ etmesi için, Onu kendi kabileleri ve taifesi içine götürmek istediklerini bildirirler, Ogünlerdeki Cinlerin iyileri, Mümin olanları, Allah'a itaat edenleri. Peygamberimizin yanındaki Ashab-ı Kiram korkmuş Peygamberimize bir şey olacak diyerekten, bir şey yaparlar diye, bir kötülük yaparlar diye, O'da O'nunla birlikte gitmek istemiş, Asabı nın İsmini şu anda bilmiyorum, Fakat Peygamberimiz O'na buyurmuş, Sen Ben geri dönesiye kadar orada bekle sakın yerinden hareket etme buyurmuş. Peygamberimiz cin mescidinin olduğu mevkiden onlarala birlikte birden kaybolmuş yok olmuş, Cinler onu almış götürmüşler, gözden kaybolmuş. uzun süre sonra Peygamberimiz Tekrar aynı yerden geri gelmiş, ve o ashabı ıle geri evine dönmüş. Bu böyle böyle üç gün tekrar ettiği rivayetleri var. 3 gün aynı yere gidip aynı cin taifesinin O'ndan islamı öğrenmek ve bilgilenmek için, kendi toplumlarına yani Kuranda Geçen "Taifei Cin" e götürdükleri ve İslam'dan bilgileri ondan öğrendikleri rivayeti var, Cin suresinde, işte bu olay üzerine inmiştir "Cin Suresi" ve o cin Mescidi denilen Mescit Peygamberimiz'in yaptığı, ya da onun döneminde yapılmış bir Mescit değildir, Peygamberimiz onun için de Namaz kılmış değildir, Bu olayın Vuku bulduğu mevkiye inşa edilmiş olan, sonradan inşa edilmiş olan, bir Mescit, yani oranın unutulmaması için dikilmiş, bir bina ya da işarettir. yoksa cin Mescidi Peygamberimizin zamanında içinde namaz kıldığı yaptırdığı bir Mescit değildir. Peygamberimizin, Hatice annemizi kabristan da ziyarete giderken, yolun üstünde olmuş olan olaydır. Zaten Cin Mescidi de, Cennetül Mualla ya giderken, sol tarafta dır, daha kabristana varmadan az önce, yolun yarısında, sol taraftadır. Az ileride büyük pazar vardır. Altın,inci,mercan,... satılır işte orada çoğunlukla, nereden geldiği belli olmayan, taa Süleyman Aleyhisselam zamanında, cinlerin çıkardığı bazı hazineler İnciler de mercanlarda o Pazarda Satılır, Fakat hemi alan, hemii satan gizlidir o pazarda. O pazarda Dükkan sahibi gibi bazı insan Suretinde Cinlerde Vardır. Zamanın yolcularına Zamanın sahiplerine allah Dostlarına bazı özel hediyeler de satmaktadırlar. ve ama onu herkes görmez, o mekan içinde mekan, zaman içinde zaman halindedir. Biz de oradan  3 dizi İnci, 3 torba Nakşibendi hatmesi için "Hatme Taşı" aldık. Bir torbası (100 Tane) Mavi Elmas(Mavi Elmas Efsanesine bknz.), bir tanesi renkli değerli taşlardan, bir tanesi de başka renkli taşlardan, Hatme taşı aldım ve Avusturya'ya getirdim Geçenki vaazda gösterdiğim o mavi elmas dediğim, Kutup yıldızını temsil eden mavi elmasları, Biz Hatma taşı olaraktan, yani zikir taşı olaraktan satın aldık. Bizim Kutup Yildızımıy gb 100 kutup yıldızlarını ben been tek başım hatme yapıp tesbih eden adamım 100 tanesi benim tesbihimdi, benim tesbihim, onun gibi İki torba daha başka değişik taşlar vardı, o Kutup Yıldızı'nın benzeri taşlar iki torbe(200 tane) bir torbasını Schrems'teki Nakşibendi Dergahı "Mescidi Mevlana" daki Sofiler Hatme çeksin diye onlara hediye etmiştim, Hala onların elindeyse vekil Mehmet Hoca'nın elindeyse biliyorlardır, galinba oda götürmüş renkli taşlı diye viyana dergahına hediye etmiş şimdi nerededir bilmiyorum. Bir torbası evde dağıldı kayboldular, çocuklar tarafından. Kalanda mavi elmas olanlar kaldı. baktığınız zaman normal taş, cam taş gibi, farkı yok, ama dedim, Yani ben işte Kutup yıldızlarını Hatme taşı diye tesbih ettiğim taş. Onlar ben yani biz "Raşidi Tarikatı Mensupları" devaran ettiriyoruz. 100 tane Kutup yıldız gibi Kutup yıldızı da bizim Zikir taşımız. Taşları taşlara vuraraktan zikretme meselesi de, Hazreti Ebubekir efendimiz, Yerden çakıl taşları almış, ve taşları taşlara vuraraktan Zikredermiş, Peygamberimizden aldığı talim üzeri, ve taşlar Allah dermiş vurdukça, taşların Allah dediğini duyarmış, çektiği Zikiri onların da çektiğini duyarmış, yani Cemadatın sesini duyma meselesi, cansız varlık dediklerimizin sesininde duyulması meselesi vesselam.

Bu bir Karoglan Makalesidir
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems,  9 Mayıs 2021

Kahin ve Kehanet Nedir? Gaybi Bilgi Nedir? Keşfi Bilgi Nedir?

 


 Kahin ve Kehanet Nedir? Gaybi Bilgi Nedir? Keşfi Bilgi Nedir?

Bismillahirrahmanirrahim

Selamün Aleyküm
Bu makalemiz, Kahin ve Kehanet hakkında olacak.

Bu gece Kadir Gecesi olduğu varsayılan gecelerden bir gece 2021 senesi Ramazan'ının 27 si

9 Mayıs 2021 gece saat Avusturya saati ile 12:55
ve Kadir Gecesi Berat gecesi gibi gecelerde, tövbe etseler bile affedilmeyecek olan kimseler, hadis-i şerifte sayılmış, bu konuyu forumlarımızda, bloglarımız da işledik, fakat hadisin metnine de kaynağına da ulaşamadım.

Hadiste geçen şu şekilde :

Kadir ve Berat Gecesi Gibi Gecelerde, Affedilmeyecek Olan Kimseler, Kimlerdir?

Bu Gecelerde Allah mağfireti ile bütün Müslümanları bağışlar, fakat şu amelleri işleyenler, o kötü amellerini terketmedikçe, tövbe etseler bile, tövbeleri kabul olmayıp, affedilmeyeceklermiş :

1)Kahinler yani gayıptan haber verenler,

2) Büyü yapanlar,

3) Kinciler düşmanlık güdenler,

4) İçkiye devam edenler,

5) Ana-babasını incitenler ve Akrabası ile alakayı kesenler

6) Zinaya devam edenler ve zinayı savunanlar.

(Hadisi ve kaynağını bulamadım)

Burada kahinlik meselesi, Gelecekten, gaipten haber verme meselesi olaraktan işlenmiş.
Peki kahinlik, gelecekten haber vermek midir? falcılık mıdır?
Mesela haber verilen gelecek, gelecek midir acaba!
Bu konuyu daha önceki vaazlarımın birisinde anlatmıştım.

Mesela Ben Ankara'yı gördüm, orada bir sene bulundum, ve oradaki gezdiğim gördüğüm yerleri Yakinen (Yakin bilgisi ne demektir ona bk.) biliyorum,
Fakat diyelim ki sen Ankara'ya Hiç gitmedin, fakat Ankara'nın varlığından haberdarsın, fakat  Ankara nasıl bir yerdir, hiç haberin yok.  Ve ben sana, Ankara'da "Hacı Bayram Veli" Türbesi şöyledir, Kızılay böyledir, Cebeci şöyledir, Cebeci Cami şuradadır, şöyle dir diye, böyledir diye haber versem, sana bu malum olmayan (bilinmeyen) bilgileri verdiğim zaman, fakat bana malum olan (bilinen), benim yakinen (bildigim) malum olan, yani bildiğim bu bilgileri, sana verdiğim zaman, benim için gayıb olmayan bir bilgi iken, Senin için bu bilgiler, gayıb (gaip ten, gelecekte olan) ta olan bilgiler. hal böyle olunca, her gaipten haber verildiği söylenilen bilgi, gaibi bilgi değildir, o bilgiye yakinen ulaşmış kimseler olabilir, veyahut keşfen bilmiş kimseler olabilir, veyahut fiziksel olaraktan, o bilgilerin olabileceğini  deneyleri ile ispatlamış kimseler olabilir. o yüzden bazı bilgiler, o bilgiye ulaşmamış kimseler için, gaibi bir bilgi iken, o bilgiye ulaşmış kimseler içinde ise, halihazırda mevcut bilgilerdir.
işte kahinllik veyahut Kehanet oluşturmak, böyle bilgilerden haber vermek değildir. Kahinlik, bilakis :  olması ihtimal dahilinde olmayan bazı olayların, gelecekte bir yerde olacağını varsayaraktan, insanların aklını yanlış bir tarafa yönlendirme ile, fiziken o frekansların, yani kuantumun bazı kimselerin aklında (Tahayyülünde), ve onların hayatında oluşmasına, kader tahtasına yazılmasına sebep olmak gibi bir şeydir.

Keşfi Bilgi

Keşfi Bilgi demek Allah'ın veli kullarının, yahut Salih kullarının, meleklerden, cinlerin müminlerinden, hayvanlardann bitkilerden, ve yarattığı diğer mahlukattan, kopya bilgiler alaraktan verilmiş, haber niteliğinde bilgilerdir.

Mesela:

Örnek verirsek, cinlerin müminleri, yalan söylemeyen cinlerdir.  onların ömürleri, insan ömrü gibi değildir, uzundur. 500 sene, 600 sene bin sene yaşayanları olduğu söyleniyor. Bildiğim kadarıyla, "Cin Mescidi" (Cin Suresinde Gecen olay ve siyeri neebide Cin mescidi vakasına bknz.)nde Peygamberimizi görmüş olan, en son Peygamberimizin Ashabı olan cin, galiba ölmüş. yani 1500 sene yaşayanı yok, o yüzden mesela Osmanlı 600 sene öncesi gibi, mesela bir cin, Fatih Sultan Mehmet'in başından geçen bir olayı, Mümin bir cin haber verdiği zaman, hiç bilinmeyen bir bilgi ve haber ortaya çıkabilir. işte böyle bir bilgi keşfi bilgidir. Bu sadece örneklerden bir örnektir. Bunun meleklerden verileni, diğer mahlukattan verileni olabilir, yani kopya bir bilgidir, Fakat insanların ekserisi tarafından bilinmeyen bir bilgidir.

Hal böyle olunca, süfli cinlerin, yani yalancı cinlerin, Yalan söyleyen cinlerin, kafir cinlerin, yalan haberleri de olabilir, böyle bir bilgi, mesela 2012 senesinde kıyamet şirince'de kopacak meselesi gibi, yalan ve safsata bir haber ve Kehanet.  işte cinlerin süfli olanlarına güvenilmez, verdikleri Haberlere de güvenilmez. Iyi kimseler iyilerle beraberdir, onların yanındaki cinlerde, Sadece iyi cinler değildir, kötü cinlerde bulunur, onlar düşmanlık etmek için bulunur, Şeytanlarda bulunur, onlar da düşmanlık etmek için bulunur, fakat iyi cinler onlarla alaka kurup, iyi haberler verebilir, Kuşlar kurtlar da verebilir, Çünkü Nuh Aleyhisselam hayvanlarla konuşmuş, hayvanlar  onun sözünü dinlemişler, itaat etmişler, yine Süleyman Aleyhisselam hayvanlarla konuşmuş, hayvanlar ona itaat etmişler, Cinler ve şeytanların da bazıları, Süleyman Aleyhisselam'ın emrine itaat eden askerleriymiş, yine şeytanlardan bile Mümin olan itaatkar şeytanlar varmış, Nitekim Peygamberimiz buyurdu "Benim şeytanım Müslüman oldu, bana iyilikten başka şey haber vermez" buyurmuşlar, bir hadis-i şerifinde. Mesela bir Karganın 500 sene yaşadığı söyleniyor, senin şahid olamadığın çok şeye şahit olmuş olabilir değil mi? ve sana, şahit olduğu bir olaydan haber verse, işte herkes karga ile henüz daha konuşamadığı için, sadece senin bilebildiğin, keşfi bir bilgi olmuş olur değil mi?
Öyle olunca. Mümin ve müslüman olan kimse, Yalan söylememelidir, yanlış yapmamaya gayret etmelidir, bu konuda, Allah'ın emirlerine itaat ile gayret etmelidir, hatada etse tövbe edip Hatasından dönmelidir, yalanda söylese, Doğru söylemek için gayret etmelidir, alkol de alsa bundan vazgeçmek için gayret göstermelidir, çaba göstermelidir, "Hatasından dönen, Hiç hata işlememiş gibidir" ayeti kerimesi kur'an-ı Kerim'de boş bir ayet değildir. "ettaibu minezenbu, Kemen la zenmbeleh" günahından dönen Hiç Günah işlememiş gibidir, buyuruyor Rabbimiz. Öyle olunca hatada ısrar etmemek gerek. Hata yapmak hali, insan olmamızın hali, O yüzden hata yapmayan olmaz, fakat hatasında ısrar etmemeli, ve bu hatadan dönmek için gayret göstermeli, çaba göstermelidir, işte kehanetler oluşturmamalı, Ne insanları fazla ümitle ümitvar edip, Zevki sefaya daldırmalı, nede korkutup yeis içinde bırakmalı.  peygamberimizin dediği gibi,  vusta yol en güzel yoldur, orta yol ile irşad etmek, en güzel yoldur. ama günahta aşırı gidenleri korkutup uyarmalı,  fazla rahatlıkta oyalananları da yine Zevki sefa da olanları da uyandıraraktan, en azından insanın sonunu bekleyen ölümden haber vererek,  bu zevki sefanında bir sonu olduğunu onlara göstererkten, edepli, terbiyeli, ahlaklı, düzenli yaşamayı göstermek, ve öğretmek lazımdır.

Velilerin Allah dostlarının haber verdiği bilgiler, bazen geleceğe dair bilgiler olabilir. Onu da başta anlattığımız gibi, o bilgiler şu an size malum değil, ama Allah katında zaman ve mekan olmadığı için, meleklerde o konuda bizden daha ileri de olduğu için, ki Nitekim kur'an-ı Kerim'de yer alan, Meleklerin dedigi "Dünyayı kavga ve karmaşaya sokacak olan, insanlığımı, sen halife seçiyorsun" demeleri gösteriyor kiö onların da bazılarının geleceği görebildiklerini. Melekler deö bazı Allah dostlarına, Gelecekten bazı bilgileri fısıldayabilirler ilham yoluyla, öyle olunca, meleklere malum olan bu bilgi, işte alimde de ortaya çıkınca, İşte bu bilgiler, sana, ona, buna malum değil, gaibi bilgi iken, o Alim ve meleklere, o bilgi malum bilgilerdir. o yüzden bunlar Kehanet değildir. Evet işte kafir cinlerin ve şeytanların verdiği bazı haberler, yanlış ve tam bilgi olmadıkları için, çalıntı bilgiler oldukları için, Aslı ve Fesli olmayan bazı sonuçlar ortaya doğurabilir.
işte orada ki güzel gecelerde (Berat,Kadir,Bayram,Cuma...) affedilmeyecek olan  kimseler arasinda olan, Kehanet yapan kimseler, işte böyle şeytanlarla ve sufli cinlerle alaka kurup, onlardan haber alan kimselerin, verdiği bilgileri, insanlara yayan kimselerdir. Yani şeytanlara ve cinlerin kâfirlerine bir nevi tapan kimselerdir. Onların verdiği Haberlere itibar edilmez. Kehanet yapanlar, işte Allah katında Tövbe de etseler, Kadir Gecesi'ni de İhya de etseler, onlarla  (Kafir cin,.. vesaire) alakalarını  kesmedikçe, affedilmeyecek lerdir. hadis-i şeriflerle sabittir, dediğim gibi hadisin kaynağına ulaşamadım, bulanlar, İnşallah internette yazarlarsa, yayınlarlarsa, bizde bir gün, o hadisin metnini ve orijinalini ve kaynağını gireriz vesselam.

Karoglan
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 9 Mayıs 2021
Bu bir Karoglan Makalesi dir.